GİRİŞ
Bilindiği üzere, genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri 1 OCAK 1984 tarihinden beri uygulanmakta olan 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yürütülmektedir. Zaman içinde ihale ve sözleşme işlem sürecinde görülen aksaklıklar ve mevzuattan kaynaklanan boşlukların yarattığı olumsuzluklar, kanun koyucuyu Avrupa Birliğine uyum yasalarına zorlamış ve nihayetinde 4.1.2002 tarihinde 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu kabul edilmiştir.
Son yıllarda uyum yasaları olarak kabul edilen ve Türkiye tarihinde bir reform bir yeniden yapılanmayı gerektiren hukuk ve ceza uyum yasalarının yanısıra yaşanan ekonomik kriz, devletin harcama ve mali yasalarının da değişimini zorunlu kılmıştır. Gerçekten devletin küçülmesi, harcama politikasındaki etkinlik, saydamlık, hesap verebilirlik, kavramları sık sık gündeme gelmiş ve devlet kavramından kamu kavramına gidilmiştir. En başta İhale Kanununun “Kamu İhale Kanunu” olarak zikredilmesiyle kapsam genişletilerek “Kamu iktisadi kuruluşları, İktisadi Devlet Teşekkülleri, Sosyal Güvenlik Kuruluşları, Fonlar gibi özerk bütçeli kamu kaynağı kullanan kamu kurum ve kuruluşları da kamu denetimine alınmıştır. OCAK 2002 tarihli IMF’ye verilen niyet mektubunda belirtildiği gibi harcamaların etkinliğini artırmak amacıyla, satın alma yöntemleri geliştirilerek, Birleşmiş Milletler standartları (UNCITRAL) ile uyumlu Kamu İhale Kanununda “bağımsız bir ihale kurumu”oluşturulmuş, kanun ve düzenlemelerin yeni çerçeveyle uyumlu hale getirilmesi amacıyla değiştirilmesi de dahil olmak üzere gerekli çalışmalar yapılmıştır.
Özellikle küçük harcamaların idareler bazında çokluğu, işin ivediliği, küçük yerleşim alanlarında istekli veya tedarikçi bulunmasındaki güçlükler, ita amiri mutemet avanslarındaki limitlerin küçük olması ve ihale işlemleri, kamunun mal ve hizmet alımını geçiktirmiş bazen güçleştirmiş bazen de idare görevlilerini ihale usullerine aykırı davranmaya itmiştir. İşte kamunun en kolay ihtiyaç temini için en sık başvuracağı DOĞRUDAN TEMİN ihale usulünü, 1.1.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre irdeleyelim.
“DOĞRUDAN TEMİN”
Kamu İhale Kanununun 4 ncü maddesinde Doğrudan Temin şu şekilde tanımlanıyor. “Bu kanunda belirtilen hallerde ihtiyaçların, idare tarafından davet edilen isteklilerle teknik şartların ve fiyatın görüşülerek doğrudan temin edilebildiği usulü” ifade eder. Bu tanımda geçen idare tabiri, İhaleyi yapan bu kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşları, istekli ise mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihalesine teklif veren tedarikçi, hizmet sunucusu veya yapım müteahhidini ifade etmektedir. Kanunun 18 nci maddesinde uygulanacak ihale usulleri dört madde şeklinde sıralanmıştır. İhale usullerinin dördüncü grubunda yer alan Doğrudan Temin ihale usulü, her ne kadar bir ihale usulü olsa da İLAN şartının bulunmaması ve getirilen kriterler Kanunun 5 nci maddesinde öngörülen temel ilkelere aykırılık teşkil etmektedir. Zira “İdareler, bu kanuna göre yapılacak ihalelerde, saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenilirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların zamanında ve uygun şartlarla karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur” denilmek suretiyle burada geçen “ saydamlık, rekabet, eşit muamele, kamuoyu denetimi” gibi hususlarda Doğrudan Temin yönteminin bu ilkelerle bağdaşmadığı görülmektedir.
1.
Doğrudan Temin Halleri:
Kamu idareleri aşağıda belirtilen hallerde İLAN YAPILMAKSIZIN doğrudan temin usulüne başvurabilir.
(a)
İhtiyacın sadece gerçek veya tüzel tek kişi tarafından karşılanabileceğinin
tespit edilmesi:
Gerçekten kamunun bazı ihtiyaçları varki, piyasada tek bir isteklide bulunuyor. Özellikle yapılacak işin niteliğine göre alınacak bir mal veya hizmetin tek bir kişi tarafından karşılanmasının mümkün bulunduğu dikkate alındığında böyle bir hükmün varlığı kaçınılmaz oluyor. İhalenin yapıldığı bölge veya yerde o işle ilgili alım yapılabilecek tek firma olması bu bendin uygulanmasına örnek olarak gösterilebilir.
(b) Sadece gerçek veya tüzel tek kişinin ihtiyaç ile ilgili özel bir hakka sahip olması :
Burada da tek tüzel veya gerçek kişi var, ancak öyle bir ihtiyaç ki o ihtiyacı sadece mal ve hizmette özel bir hakka sahip olanın karşılaması gerekiyor.
Bu durum özel kanunlar gereğince kendisine özel hak verilenlerde bulunduğu gibi kanunlarla elde edilmiş imtiyaz ve ihtira beratı ya da bir alameti farikadan doğmuş olabilir. Örneğin Devlet Malzeme Ofisinin kuruluş amacı ve satış şartlarında kamu kurum ve kuruluşlarının belirli şartlar dahilinde öncelikle bu kurumdan ihtiyaçlarını temin etmesi, ya da kamu kurum ve kuruluşlarının atıl çıkmış metal hurdalarının M.K.E.K. Hurdasan A.Ş.tarafından alınması gibi, ya da başka bir örnek verecek olursak, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümlerine göre hak sahibi malul personele ait konut kira ödemeleri, mevzuattan kaynaklanan özel hak olarak gösterilebilir.
(c)
Mevcut mal, ekipman, teknoloji veya hizmetlerle uyumun ve
standardizasyonun sağlanması için ilk alımı izleyen üç yıl içinde
ihtiyaç duyulan yedek parça, ek malzeme veya hizmetin ilk alım yapılanın dışında
başka gerçek veya tüzel kişiden temin edilememesi:
Özellikle son yıllarda kamu kurum ve kuruluşları ile D.M.O tarafından eşya standardizasyonu için büyük çaba sarfedilmekte, hatta tasarruf tedbirleri için Maliye Bakanlığı bütçe talimatlarında yer almaktadır. Teknolojik gelişmeler, makine ve teçhizatın gün geçtikçe değişik marka ve boyutlarda artması, arızalanması halinde garanti kapsamında ve protokolde öngörülen firmaca karşılanması gibi hususlar, kamu kurum ve kuruluşlarının alım standartlarının ve uygulama birliğinin sağlanmasını zorunlu kılmıştır. İşte bu nedenle doğrudan temin ihale usulüne göre “ilk alımı izleyen 3 yıl içinde ihtiyaç duyulan yedek parçaların” protokol veya sözleşme hükümlerine göre aynı gerçek veya tüzel kişiden temin edilebilecektir. Öteyandan hizmet alımında da aynı şey geçerlidir. İlk hizmet alımı nereden yapıldı ise ve hizmetin devamı açısından zorunluluk var ise 3 yıl aynı gerçek veya tüzel kişiden alınan hizmetin devamı sağlanacaktır.
(d)
İdarelerin beş milyar Türk Lirasını aşmayan ihtiyaçları:
Bu bentte yer alan parasal limit, Kamu İhale Kanununun 67 nci maddesi hükmüne göre B.K.K. ile 1 ŞUBAT 2003 tarihinden itibaren güncelleştirillmiş olup, KDV hariç 6.365.000.000 TL dir.Gerçekten bu benttteki limit küçümsenemeyecek ölçüdedir. Güncelleşerek yükselmesi de idarelerin alım usullerinde bir kolaylık yaratacaktır. Oysa ihale mantık ve hukukuna tamamen aykırı olan bu hüküm, bizlere 1050 Sayılı Kanun hükümlerine göre “ita amirleri mutemetlerine ödenecek avans” hükümlerinihatırlatıyor. İta amiri mutemetlerine verilecek avans limitleri de oldukça küçük meblağlar olarak Maliye Bakanlığınca belirlenmekte olup, ivedi ve çeşitli giderlerin karşılanması amacına yöneliktir.
Kanunun 22 nci maddesine göre
bu bendin uygulanmasında; “ihale komisyonu” kurulmadan ve
“teminat” alınmadan ihale yetkilisince görevlendirilecek KİŞİLER
tarafından piyasada fiyat araştırması yapılarak ihtiyaçlar temin
edilir. İhale üzerinde kalan istekli 42 ve 43 ncü maddelere göre kesin
teminatı vererek sözleşmeyi imzalamak zorundadır. Sözleşme imzalandıktan
sonra geçici teminat iade
edilir. Bu bent hükmüne göre doğrudan teminde “sözleşmelerin notere
onaylattırılması ve tescil ettirilmesi” zorunlu değildir.
(e)
İdarelerin ihtiyacına uygun taşınmaz malın alımı veya
kiralanması:
Bu bent ile kamu idareleri ihtiyaç duyduğu gayrimenkul alım veya kiralamalarını doğrudan temin ihale usulu ile karşılayabileceklerdir. Gerçekten idareler ihtiyaç duyduğu bina veya benzeri gayrimenkulün alımı veya kiralaması konusunda piyasa fiyatı araştırması ve ilan yapmaksızın kurduğu komisyon marifetiyle yüklenici ile sözleşme akdederek en uygun satınalma veya kiralama işlemlerini yapabileceklerdir
2.
Doğrudan temin yönteminde İhale Komisyonu :
Yukarıda açıkladığımız gibi doğrudan temin ihale usulünde ilan yapılmayacaktır. Ancak ihale komisyonunun kurulup kurulmayacağı, alım şeklinin mahiyetine göre belirlenmektedir. Şöyleki, (a), (b), (c) ve (e) bentlerine göre yapılacak iş ve alımlarda Kanunun 6 ncı maddesine göre ihale komisyonu oluşturulması gerekmektedir. Buna göre; İhale yetkilisi, biri başkan olmak üzere, ikisinin ihale konusu işin uzmanı olmak şartıyla, ilgili idare personelinden en az dört kişinin, genel ve katma bütçeli kuruluşlarda maliye memurunun, diğerlerinde ise muhasebe ve mali işlerden sorumlu bir personelin katılımıyla kurulacak en az beş ve tek sayıda kişiden oluşan ihale komisyonunu yedek üyeler dahil görevlendirecektir. İhaleyi yapan idarede ihale konusu işin uzmanının bulunmaması halinde, bu kanun kapsamındaki idarelerden komisyona üye alınabilir.
(d) bendinin(İdarelerin 25 milyar Türk lirasını aşmayan ihtiyaçları)
uygulanması halinde
ihale komisyonu
kurulmadan ve
teminat alınmadan ihale
yetkilisince görevlendirilecek
kişiler(birden fazla olabilmektedir)
SONUÇ
Yukarıda giriş bölümünde Kamu İhale Kanununun temel yapısı kısmen anlatılmakla birlikte, uygulanabilecek ihale usullerinden özelliği ve basitliği nedeniyle kamu idarelerinin en fazla başvurabileceği “Doğrudan temin” ihale usulü anlatılmaya çalışılmıştır. Bu usul her ne kadar basit bir yöntem olsa da, bir kısım alım yöntemleri gerek ihalede rekabet ve gerekse açıklık ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Kamuda 2003 yılı başından itibaren uygulanacak Kamu İhale Kanunun başlangıçta bir aksaklık ve eksiklik yaratmaması bakımından uygulayıcıların kanun hükümlerini iyi öğrenmeleri şimdiden bir vazife telakki etmeleriyle mümkündür. Bunun için özellikle Sayman konumundaki arkadaşlarımızın bu mevzuattan kaynaklanabilecek tereddüt ve aksaklıkları şimdiden tesbit etmeleri ihale işlemlerindeki uygulama birliğini sağlayacak, hata ve noksanlıkları da en aza indirecektir
Bekir KARAGÖZ Seydişehir Malmüdürü