|
İlimiz Defterdarlığı Toplam Kalite Yönetimi
çerçevesinde hazırlanıp tüm birimlerimize dağıtım yapılan Erzurum
Defterdarlığı Toplam Kalite Yönetimi Kitapçığı nın tam metni
aşağıdadır.
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ
BİRİNCİ BÖLÜM
A-DÜNYADA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER:
Dünyamız yeni bir çağa girerken meydana gelen
değişmeler çağımızı küresel politik uyanma çağı yapmaktadır. Bu
anlamıyla her güzel ürün yada fikir veya sorun dünya çapındadır. Çünkü
küreselleşme; iletişim ve ulaşım araçlarının etkisiyle akla gelmeyecek
düzeyde hızla yayılmaktadır. Günümüzde dünya çapında gözlenen bu
kapsamlı değişim, olağanüstü bir ivme ile hız kazanarak neredeyse
kontrolden çıkmaktadır. Bu yüzden kitlesel politik uyanışlar, bir yandan
insan yeteneklerini, insanların istek ve beklentilerindeki yönelimleri,
diğer yandan da insana egemen olan değişiklikleri göz önüne almadan
küresel politikayı özümsemek olanaklı değildir.
Bu gün gelinen noktada küreselleşme adı
altında cereyan eden yeni gelişmeleri dikkate almak ve buna uygun
politikalar oluşturmak gerekmektedir. Esas itibariyle bilgi çağı ve bu
çağın insanına düşen görev de bu olsa gerek.
Ülkemizde ekonomik, politik, yönetsel, yargısal
çerçevede çağın koşullarına uygun bir değişimi başarmaktan başka bir
çaresi de yoktur, şansı da yoktur. Değişim projelerini hem özel sektör
hem de Devlet birlikte uygulamak durumundadır.
Üretkenlik, rasyonellik ve verimlilik gibi
kavramların sadece özel sektör açısından değil Devlet açısından da
önemli hale geldiği bir dünya da yaşıyoruz. Dolayısıyla bu kavramların
birer slogandan öte kamu kurumlarının hayata geçirilmiş ilkeleri haline
gelmesi gerekmektedir.
Her sorunun, her sürecin ve her sonucun Dünya çapında
olduğu günümüzde önlem ve çözümlerin de küresel düzeyde olmak
zorundadır. Sanayi devrimi ile yalnız üretmeyi ve para kazanmayı düşünen
firmaların sanayi artıkları, suyun, havanın, toprağın, ekolojik
dengesini bozmuş doğa afetleri şeklinde görülen Dünya ikliminin
bozulmasıyla devam etmektedir. Artık ekolojik sorun tüm insanlığı
ilgilendirmektedir. İş dünyası da hızla değişmektedir. Aynı şekilde iş
dünyasındaki devrim niteliğindeki yönetim anlayışındaki değişmeden kamu
yönetimi de istese de istemese de nasibini
almaktadır. Yeter ki doğru yanıtı verebilsin. Aksi
taktirde, rüzgara karşı duvar örmek bizi değişimden koruyamaz.
Çok değil, geçtiğimiz son on yıla dönüp baktığımızda
rejimler çöküyor, duvarlar yıkılıyor, ülkeler parçalanıyor, yeni
sorunlar oluşuyor, ekonomik çıkar uğruna insanlık dışı saldırılar
düzenleniyor, kimileri varlığını sürdürme çabasın da olan ülkeleri yeni
Pazar olarak görüyor, ve benzeri sinsi hesaplar yapılıyor. Bir yandan
küreselleşme diğer yandan bölgesel topluluklar kurma yani yerelleşme
yoluyla ekonomik güç odakları oluşturmaya çalışılıyor. Ana neden
ülkeler arasında ekonomik üstünlük sağlama ve onun gerisinde ise
ayakta kalabilme, ayakta kalmayı öğrenme ve yaşamayı devam ettirme
savaşıdır. Daha sık bir deyişle adapte olmayı öğrenme nin yanına
yaratma kapasitesini artıran üretici öğrenme gelmelidir.
Dünyanın neresinde olursa olsun herkes günümüzde daha
önce benzeri görülmemiş bir değişimle karşı karşıyadır. Artık küresel
düzenin zorladığı bu yeni değişim modeli toplumları kendi ataletine
(tembelliğine) bırakmıyor. Değişimi ülkenin iç tarihsel hareketleri
değil, küresel düzenin takvimleri ve beklentileri belirliyor. Başka bir
deyişle toplumlar bütün kurum ve kuruluşları ile değişimle ilişki
kurmayı, değişimi yakalayıp, dönüşüme geçmeyi öğrenmek, yani öndekilere
yetişmek ve öne geçmek zorundadır.
Önceki bilgi ve becerilerle bu günü yönetenler,
eskisinin aynısı olan bir gelecek yaratıp haşlanan kurbağaya benzeyip
ölüp giderler.
Bir kurbağayı kaynar suyun içine atarsanız kendini
hemen dışarı atar. Ancak, aynı kurbağayı ılık suyun içine koyarsanız ve
korkutmazsanız öylece kımıldamadan duracaktır. Suyu alttan yavaş yavaş
ısıtırsanız sıcaklık yükselirken kurbağa hiç bir şey yapmaz tersine
keyif de alır. Yükselen sıcaklıkta kurbağa gittikçe daha da çok
sersemleyecektir, ta ki toptan dışarı çıkacak hali kalmayıncaya kadar.
Kaçmak için hiçbir engel kalmadığı halde dışarı kaçmaz, haşlanıp pişer.
Çünkü kurbağanın sinir sistemi ani değişikliklere programlanmıştır,
yavaş, tedrici değişmelere değil.
Aslında değişime hızla olumlu yanıt verememenin
nedeni, bu gün hem örgütlerin, hem de toplumların hayatta kalmasına
yönelen birincil tehditlerden ve ani olaylardan değil, yavaş ve tedrici
(kademeli) süreçlerden oluşmasıdır. Tedrici değişimleri görmeyi
öğrenemeyenler, Kurbağanın kaderinden kaçınamazlar.
B-KAMU YÖNETİMİNDE ANLAYIŞ DEĞİŞİMİ:
Toplumsal açıdan değişme, gelişme ve yenileşme bir
bakıma da kalkınma kavramı ile eş anlamlı tutulmaktadır. Kamu yönetimi
açısından ise kalkınmayı ekonomik büyüme yanında insanların yalnızca
madde gereksinmesiyle değil,aynı zamanda eğitim, sağlık, güvence,
adalet, insan haklarına saygı gibi gelişmişlik standartlarına
ulaştırmayı da kapsar.
Ayrıca kamu yönetiminde iyileştirmeye, gereksinme
nedenleri olarak demokratikleşme, ekonomideki gerileme ve bağımlılık,
küreselleşme, kamu hizmetlerinin kalitesizliğinden genel hoşnutsuzluk ve
Pazar yönelimli yaklaşımlar sayılabilir. Bu eğilim ve değişikliklerin
ağırlık noktası, Dünya ekonomisi ya da ürünlerin Dünya kalitesinde
olması ve dünyaya satış amacının bulunmasıdır.
İnsanımız da iletişim ve ulaşım araçlarının etkisiyle
geriye, ileriye ve Dünyaya bakarak en az, gelişmiş ülkelerin insanlarına
sunulan mal ve/veya hizmetleri görmekte, fark etmektedir ve bunları
istemektedir. İnsanımızın görüp fark ettiği ve beklediği mal ve/veya
hizmeti üreten kamu,özel üçüncü sektör kuruluşlarının da bunu fark
etmesi ve kendilerini yenilemeleri gerekmektedir. Bu noktada özel kamu
kesimi çatışmaları yerine aynı insan için bir şeyler üretenlerin
işbirliği zamanının çoktan geldiği unutulmamalıdır. Bu nedenle, kamu ve
özel bütün kurum ve kuruluşların hızlı teknolojik yenilikler nedeniyle,
dinamik bir sosyo-ekonomik çevreye uygun olarak, karmaşık örgüt
yapılanmalarını, iş süreçlerini ve yönetimlerini gözden geçirmeleri ve
tüm varlıkları ile vatandaş, müşteri ya da pazara odaklanmaları
gerekmektedir.
Ülke olarak, kamu ve özel kuruluşlar olarak uluslar
arası alanda rekabet edebilmek, insanımızı çağdaş yaşam düzeyine
ulaştırmak ve gelecek kuşakları da daha aydınlık yaşam düzeyine
hazırlamak için geleneksel yönetim alışkanlığımızı ve anlayışımızı
değiştirmek gerekmektedir. Nitekim, Samsungun başkanı Lee Kun Hee de
gelişebilmek için: eşleriniz ve çocuklarınız hariç, her şeyi
değiştirin demektedir.
İKİNCİ BÖLÜM
1-TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN KISACA TARİHCESİ:
Çağdaş kalite kontrol ya da şimdiki adıyla
istatistiksel kalite kontrol 1930 larda Belle Telefon şirketinde çalışan
W.A.Shewhartın kontrol çizelgelerinin endüstriyel kullanıma girmesiyle
başladı. Bu dönemde adı gecen şirkette bölümler arası koordinasyon
eksikliği ve ürünlerdeki kusurlar sonucu oluşan sorunları gidermek
amacıyla kalite muayene mühendisliği bölümünü kurmakla başlattı.
İkinci Dünya Savaşında eldeki üretim sistemlerinin
yeniden düzenlenmesi savaş öncesi ve savaş zamanın ivedi
gereksinimlerine yetmeyince, kontrol çizelgeleri ABD de bir çok
sektörde kullanılmaya başlandı. Kalite kontrolden yararlanarak
ABD,askeri malzemeleri ucuza ve bol miktarda üretebiliyordu.
Bu dönemin en önemli özelliği kalite kontrol
konusundaki, çalışmaların artması ve kalite konusundaki bilgilerin
toplumla paylaşılmaya başlanmış olmasıdır. Ancak savaş bitince kalite
kontroluna olan ilgi azalmaya başladı. Kuruluşların çoğu, kalite
kontrolunu sadece savaş sırasında gerekli olarak algıladıkları için, bu
konuda yapılacak çalışmaları gereksiz bulmaya başladılar.
Kalite kontrolü konusunda istatistikçi Shewhart
tarafından başlatılan çalışmaları, Edwards Deming ve Joseph Juran ın
çalışmaları izledi. Bu Dünya literatürü incelendiğinde Toplam Kalite
Yönetiminin fikir babaları olarak bu kişilerin yer aldığı görülmektedir.
Amerika da savaş yıllarındaki üretim. Kısmen
teknolojik gelişmeleri de hızlandıran istatistiksel kalite kontrolün
kullanıma girmesinin etkisiyle, hacim, nitelik ve ekonomik yönden
etkilemiştir.
1950 li yıllarda toplam kalite yönetiminin fikir
babaları olan Deming ve Juran, Japonya nın önde gelen iş adamlarına
konferans vermek üzere Japonyaya davet edilmiştir. İş adamlarının amacı
savaş sonrası, Japonyayı yeniden imar etmek, dış pazarlara gitmek ve
düşük kaliteli ürünlerin iyileştirilmesi için yöntemler
geliştirebilmekti. Deming, Japonları kendi geliştirdikleri yöntemleri
uygulamaları durumunda dünyada kalite devrimi yapabileceklerine
inandırmıştır.
Toplam kalite yönetimi in fikir babaları olan Deming,
1950 li yıllarda bu konferansları pek çok ülkede vermiştir. Bu ülkelerin
arasında Türkiye de bulunmaktaydı. Türkiye deki konferansa davet eden
kişiye konferansı nasıl değerlendirdiği sorulduğunda; iki metre
boyunda uzun bir adamdı. Alaburus kesilmiş sacları vardı. İlginç şeyler
söyledi... diye yorumda bulunmuştur. Japonlar ise aynı konuşmayı
dinledikten sonra önemli şeyler söylüyor, biz bunları
uygulayacağız demişler ve savaş sonrasında çökmüş olan Japonya
Endüstrisinin kalkınmasında bu yöntemleri kullanmışlar.
Deming in Japonyadaki konferanslarında sarf ettiği
şu cümleler oldukça anlamlıdır: Eğer beni dinlerseniz beş yıl içinde
dünyayı yakalayabilirsiniz, dinlemeye devam ederseniz dünya sizi
yakalamaya uğraşır.
O tarihlerde ülkemizin böyle bir fırsatı
değerlendirme olanağı bulamamış olmasını doğal karşılamak gerekir. Çünkü
Japonya dışında o dönemde hiçbir ülkede Juran ya da Demingin
konferansları değerlendirilememiştir.
Son yirmi yıl içinde başta Japonya ve onu takiben
Güney Kore ve Tayvan yüksek rekabet gücüne sahip ülke olarak ortaya
çıkmışlardır. Özellikle Japonların bu başarıların sırlarını açıklayan
binlerce kitap yazılmıştır. Yazılanların önemli bir bölümünde, bu
başarının arkasında korumacılığın, makro ekonomik politikaların,
Japonların özelliklerinin, sosyal ve kültürel değerlerinin, hatta
alfabelerinin, ömür boyu istihdam uygulamalarının, eğitim düzeylerinin,
çalışkanlıklarının vb. nedenlerin bulunduğu öne sürülmüştür. Oysa bu
ilerlemenin Japonların öteden beri sahip oldukları özelliklerden değil
batıdan öğrendikleri bir takım yaklaşımlarla yepyeni ve klasik yönetim
modelini hemen hemen tümüyle reddeden bir yönetim modeli geliştirmiş
olmalarında görülmektedir.
2-TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ ANLAYIŞI:
Dünyada yetmişli yıllarda oluşmaya başlayan köklü
teknolojik değişim (iki yönlülük), etkisini yalnızca iş dünyasında
değil, kamu yönetiminde ve siyasal yaşamda da göstermektedir. Bilimin,
bilginin uygulama ürünü olan yeni teknolojinin ortaya çıkardığı yeni
yönetim ilişkilerinin, yeni insan tipinin, siyasal yapılarca doğru
algılanamamış olması kamu yönetim sistemlerinin durağanlığındandır.
Yönetim anlayışındaki gelişmelerin sonuçlarından biri
de yaşamın her alanında geçerli olan, politik davranışın ötesinde,
demokratikleşmenin hızlanması ve yaygınlaşmasıdır. Demokratikleşme,
özellikle her türlü örgütleri
mal ve/veya hizmet üretiminde ya da kaliteyi üretmede
katılım ve katkı temeline dayalı sürece dönüşmektedir. Son yıllara kadar
ne üretirsem satarım diyen firmalar yok olurken, satabildiğini üretenler
ayakta kalmıştır. Satabildiğini üretmek, müşterinin istediği mal ve/veya
hizmeti üretmektir. Diğer bir anlatımla kaliteyi üretenler ayakta
kalmaktadır. O nedenle, beklenen kalitenin üretilmesi; yönetimde
özellikle çalışanların katılım ve katkısını, yani insanı odak noktası
olarak kabul etmiştir.
Bu yaklaşımla iş örgütlemeleri hem teknoloji
yakasında ulaşılan düzlemi, hem de yeni Pazar koşullarını göz önünde
tutan bir verimlilik arayışına yöneliyor. Verimliliği; işlerin, iş
görenlerin, işlemlerin, süreçlerin esnekliği üzerine bina ediyor.
Verimlilik; iş görenlerin birden çok işlev üstlenme yeteneğinin seferber
edilmesinde aranıyor. Tek işlevlilik ve her kesin birbirinden kopuk
olarak çalıştığı iş düzeni terk ediliyor. İşbirliği, örgüt kültürünü
benimsemişlik,ekip çalışması, sürekli geliştirme ve müşteriye göre
üretim düzenine geçiliyor. Bu ise sürekli gelişme ile eş anlamlıdır.
Zira kuruluşları, görülebilir süre içinde bekleyen şey sürekli değişim,
gelişim zorunluluğudur.
Sürekli gelişmenin kaçınılmazlığı son dönemde ki
yönetim anlayışının duyarlı olduğu ikinci temel etkeni insan odaklılık.
İnsan odaklılığın iki ayağından birini müşteri diğerini ise çalışanlar
oluşturmaktadır. Bir örgütün (sistemin) üç sac ayağı; donanım,
kurallar ve insan dan oluşmaktadır. Bu da,
insanın doğru yere yerleştirilmesini temel almaktadır.
Bir kuruluşun performansının gelişmesinde en önemli
ve tayin edici faktör insandır. Bir kuruluşun vazgeçilmezliği rekabet ve
kaliteli üretim; iyi eğitilmiş, kurumla özdeşleşmiş, katılımcı, yaratıcı
ve sürekli bir işgücünü gerektirmektedir. İnsan yetenekleri ile müşteri
beklentilerinin buluşma noktalarının başında ise kalite gelmektedir.
Sürekli gelişme diye anılan sürecin adının, bir başka açıdan
bakıldığında Toplam Kalite arayışı olduğu açıktır. Bu arayışın can
alıcı noktası da, örgüt çalışanlarıdır. Artık ayakta kalabilmek için
örgütteki en küçük bir zeka kırıntısına gereksinim vardır. Bu bağlamda,
yönetim ile çalışanlar arasında iş birliği geliştirilmelidir.
Kuruluşlar yarışta ayakta kalmak istiyorlarsa,
kuruluş yöneticileri yönetilenleri kazanmak zorundadırlar.
Kısacası değişmek için değil, vazgeçilmezlik ve
ayakta kalabilmek için kamu yönetimi de bir çok unsurlarıyla hiç de yeni
olmayan, vatandaş ve çalışan memnuniyetine dayalı, sürekli kendini
yenileyen Bütünsel Kalite Yönetimi ya da Toplam Kalite Yönetimi
anlayışına geçmelidir.
3-TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ :
a-Toplam Kalite Yönetimi Ne Değildir?
- Çağdaş bir yönetim türü, moda değildir.
- Japonlara özgü bir sistem değildir.
- Felsefesi Türk toplumuna ters değildir.
- Türk kamu yönetimine uygulanamazlığı söz konusu değildir.
- ISO 9000, ISO 14000 demek değildir.
- Üst yönetim tarafından alt kademelere delege edilebilecek bir olgu
değildir.
- Tepeden verilen kararlarla ve kökten bir değişim yapmak değildir.
- Kalite çemberleri ya da balık kılçığı tekniği değildir.
- Temeli 1950lere dayanan eskimiş bir anlayış değildir.
Örgütlerde oluşturulacak kalite koordinatörlüğüne ya da komitesine
bırakılacak bir iş değildir.
b-Toplam Kalite Yönetimi Nedir ?
Toplam Kalite Yönetimi (TKY), çalışanlara
gösterilen saygı ve değerlerle, insanın yücelmesi , yaşam
standartlarının yükseltilmesini ve mutluluğunu esas alır.
Toplam kalite, birçoklarının düşündüğünün
tersine, Türkiye için eşsiz bir fırsat yaratmıştır.
Toplam kalite yönetimi demokrasidir. Herkes
fikrini ve önerilerini serbestçe söyleyebilmeli ve yönetime ve kararlara
bir şekilde katılabilmelidir. Bu anlatım en basit yaklaşımla ülkede
uygulanmaya çalışılan demokrasinin basit bir anlatımıdır.
Toplam kalite yönetimi, bir çok unsuru ile hiç de
yeni olmayan bir yönetim anlayışı, bir strateji oluşturma, sürekli
gelişme ile kurum ve kuruluşların vazgeçilmezliği, ayakta kalmak için
uygulanan bir yönetim felsefesidir; sürekli gelişme ve geliştirmedir.
Toplam kalite yönetimi ister özel, ister kamu
kuruluşu olsun, bir örgütün kuruluş nedeni olan insanın ( vatandaş / dış
müşterinin ) memnuniyetinin, ancak çalışanların ( iç müşterilerin )
memunniyetiyle gerçekleştirilebileceğine inanan insan odaklı bir
yönetim felsefesidir. Başka bir deyişle kurumdaki tüm
faaliyetlerin sürekli iyileştirilmesine yönelik, çalışanların katılımını
içeren,
sonuçta
kurumda karlılığı, verimliliği, çalışanlarda maddi ve manevi tatmini,
müşteride ise beklentilerden daha fazlasının karşılanmasını sağlayan bir
yönetim anlayışıdır. Çağdaş ( bugüne özgü ) ya da moda (geçici)
değildir. Çünkü, özgü oluş ya da moda oluş geçicidir. Toplam kalite
yönetimi sürekli diş müşteriye, pazara, rakiplere bakarak kaliteyi
sürekli geliştirirken, çalışanların beyinleri ve yürekleriyle de
katılımlarını sağlaması ile kendi kendini yenileyen organik bir örgüt
sistemini yaratmaktadır. Zira, mekanik örgütlere göre organik örgütler,
tıpkı canlılar gibi çevredeki değişimlere karşı sürekli olumlu yanıt
vererek kendilerini sürekli yenilerler. Mükemmele ulaşmanın yolları ya
da mükemmeli yaratma, sağlıklı yönetim uygulamaları ile
gerçekleştirilebilir.
Yönetimin bilimsel yönünü nedenler, sanatsal yönünü
nasıllar oluşturur. Bu yüzden, bilimsel ve sanatsal olarak yönetim ve
yöneticilik, ancak, lider yöneticilik anlayışı ile sürdürebilmektir.
Buna dayalı olarak toplam kalite yönetimi sürekli gelişmeye bir
yolculuktur. Toplam kalite yönetimine geçmeyi amaçlamak veya
hedeflemek yanlıştır. Çünkü toplam kalite yönetimi bir ekip
işidir ve her insanın işidir. Bu yüzden toplam kalite yönetimi ile
birlikte yaşanılır. Günümüzde kalite yönetimi şansa bırakılmayacak kadar
önemli hale gelmiştir.
Kalite süreci, birbirine paralel, birbirine sarılmış
iki soruya yönelir:
-Doğru şeyleri mi yapıyoruz?
-Şeyleri doğrumu yapıyoruz?
Kaliteden söz etmek her kuruluşa, insanlara çekici
gelmektedir. Kimse kaliteye karşı değildir. Ancak, çoğu kez kafa
karıştırıcı ve yanlış anlamlara, açık bir kavramdır. Kalite; ne kalite
birimi, ne de bir projedir. Günlük faaliyetlerin ayrılmaz parçasıdır
ve tüm yöneticilerin, tüm çalışanların sorumluluklarının içindedir.
Toplam kalite yönetimi insan odaklı dır ve
kalitenin temeli de insandır. Toplam kalite yönetiminde insana dönük
yaklaşım, doğru olduğu için değil etkili olduğu için seçilmiştir.
İNSAN:
-Görev tanımının gerektirdiği bilgi ve deneyim ile
donatılmıştır.
-Kaliteden sorumlu ve kalitenin yaratıcısıdır.
-İnsan ilişkilerine yönelik yaşam becerilerini
kavramış (iletişim, liderlik ve motivasyon bilgilerini ve becerilerini
elde etmiş.)
-kendi kendinin liderliği ve kendini sürekli
yenileyen,
-Ne ve nasıl sorularının yanı sıra, niçin
sorusunu da sorabilen ( ve yanıtlayabilen),
-Kaliteli yaşamı, iş hayatının ötesinde
uygulayabilendir.
Kısacası, insancıl olan her şey kalitedir.
C- KALİTE NEDİR ?
Kalite:
-Kalite bir Kuruluşun ürettiği mal ve/veya hizmetten,
kuruluşun kuruluş nedeni olan insanın tatminidir ve memnuniyetidir.
-Verimliliktir.
-Maliyeti azaltmaktır.
-Tedbir almaktır, stratejik düşünmektir. ( sorun
çıkmamasını sağlamaktır ) krize düşmemektir.
-Esnekliktir.
-Bir programa uymaktır. (tam zamanında üretim
yapmaktır.)
-İnsana yatırımdır.
-Bitimsiz bir süreçtir. (sürekli geliştirmektir.)
-Gelecektir.
-Çalışanlara gösterilen saygı ve değerlerle
müşterinin- vatandaşın memnuniyetini sağlamaktır.
-Bir yaşam felsefesidir.
-Bir yönetim tarzıdır.
-Rekabet gücünün yükseltilmesidir.
-İsrafın önlenmesidir.
-Kullanıma uygunluktur; beklentiye ve gereksinime
uygunluktur.
-Müşterilerin umdukları ile buldukları arasındaki
uçurumu kapatmaktır.
Bir kuruluş; insanın yaşam standartlarının artmasını
sağlamak ve/veya hizmetleri üretmek için kurulur. O halde mal ya da
hizmet ne üretirsek ya da satıyorsak, başarılı olmadan önce şunu
anlamamız gerekir: Biz, insan işindeyiz insanın iki boyutu
bulunmaktadır: Bir kuruluşun kuruluş nedeni olan, mal ve/veya hizmet
gereksinimi olan Dış Müşteri vatandaş, diğeri ise çalışanlar İç
Müşteridir.
Tanımlarda gecen müşteri kavramı genel olarak özel
sektör işletmeleri açısından kullanılmaktadır. Kamu sektöründe ise bunu
vatandaş olarak algılamak gerekir.
Dış Müşteri: ( müşteri vatandaş ), kendilerine
sağlanan ürün ve hizmetlerden faydalanan, ürün veya hizmet alan veya bir
şekilde bunlarla ilişkisi olan kişiler, birimler ve kuruluşlardır.
İç Müşteri ise: tepe yönetiminin ya da politik
iktidarın halkla arasında kalan kamu kesimidir, işçi, memur ve
yöneticiler, yani tüm çalışanlardır. Bir kurum içinde de , üretilmekte
olan bir mal ya da hizmeti, bir bölüm veya çalışandan sonra teslim alan,
bir sonraki kişi, grup veya bölümler de birbirinin iç müşterisidir.
Kalitenin tayin edilmesinde tek karar verici
müşterilerdir. Müşteriler günümüzde giderek bilinçlenmekte ve daha fazla
talep edici olmaktadır.
Toplam kalite yönetimi, kurumdaki tüm çalışanların
faaliyetlerini; süreçlerin, ürünlerin ve hizmetlerin sürekli
iyileştirilmesi yoluyla, vatandaş memnuniyeti ortak hedefine odaklayan
bir yönetim yönetimidir.
Toplam kalite yönetimi; iş, ev, özel ve sosyal
hayattaki iyileştirme faaliyetlerinin sürekliliğini de savunur. Toplam
kalite yönetimi bir kuruma uygulandığında, yöneticiler ve iş görenler
dahil olmak üzere herkesi içeren, sürekli iyileştirme faaliyetlerinin
gereğini öngören bir yaklaşımdır.
Toplam kelimesi, bir yönetim biçiminin, kurum
içindeki tüm fonksiyon, faaliyet ve bireyleri kapsadığını belirtir. Bu
da mükemmelliğe ulaşmanın en sistematik yöntemidir. Toplam terimini en
iyi uygulayan ifade ise, herkesin katılımıdır. Çünkü kalite herkesin
işidir.
Sonuç olarak toplam kalite yönetimi:
-Müşteri (vatandaş) odaklı,
-Sürekli geliştirme ve yenilik düşüncesine dayanan, (PUKÖ-
Planla, uygula, kontrol et, düzelt-önlem al, planlama sürecine dayanan),
-Sorun çıkmamsını sağlayan; önlem alan,
-Takım çalışması ve katılım öneren,
-Dışsal güdülemeden, içsel güdülenmeye önem veren,
-Bireysel güdülemeden, grup güdülenmesine geçen,
-İnsana saygıyı, güveni ve yetki dağılımını savunan,
-Sürekli öğrenme sürecidir.
Bu nedenle, TOPLAM KALİTE şu alanlarda söz konusudur:
-Sistem kalitesi,
- Kurum kalitesi,
-Hedeflerin kalitesi,
-İş kalitesi,
-Hizmet kalitesi,
-İletişim kalitesi,
-Süreç kalitesi,
-Yöntem kalitesi,
-İnsan kalitesi (işçiler, memurlar, mühendisler ve
yöneticiler dahil çalışanların kalitesi.)
Toplam kalite yönetim uygulamalarının temeli, üst
yönetimin ve diğer orta ve alt yönetim kademelerinin topyekün kalite
anlayışına gerçekten inanmaları ve bunlarla ilgili faaliyetlerde aktif
olmalarıdır.
Bu bağlamda,bir örgütte toplam kalite politikasının
yerleştirilmesi ve geliştirilmesi, üst yöneticiden hizmetliye tüm
çalışanların işin içine sokulmasıyla mümkün olmaktadır. Zira bir örgütte
toplam kalite yönetiminin uygulanabilmesi için, her şeyden önce,
kaliteyi güvence altına almak tüm faaliyetler sistematik biçimde
planlanmalı, ve bu uygulamada, başta üst yöneticiler ve en alt düzeydeki
çalışanlar olmak üzere, kuruluşun tüm çalışanları yer almalı ve toplam
kalite yönetimini benimsemeli, kabullenmeli ve sahiplenmelidir. Çünkü
örgütlerde toplam kalite yönetiminin başarısı, öncelikle çalışanların
bunu benimsemesine ve yaşamasına bağlıdır.
Bu açıklamalara göre toplam kalite yönetiminin
unsurları şöyle sıralanabilir:
-Üst yönetimin önderliği,
-Misyonun belirlenmesi,
-Vizyonun belirlenmesi,
-Örgüt kültürünün hissedilmesi ve benimsenmesi,
-Müşteri odaklılık,
-Çalışanların eğitimi,
-Tam katılım ve çalışanların kenetlenmesi
(işbirliği),
-Kalite ekiplerinin kurulması,
-Süreçlerin iyileştirilmesi,
-Bireysel motivasyondan, grup motivasyonuna geçiş,
-Verimlilik,
-Dışsal motivasyondan, içsel motivasyona geçiş,
- Etkinlik artışı,
-Sıfır hata hedefi,
-önlemeye dönük yaklaşım,
-Birim bazında kalite.
Bu süreçte, yol gösterici ilkeler de sürekli gelişme,
öğrenme ve İNSANa dönüklülüktür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN SAĞLIYACAĞI YARARLAR:
Kamu hizmeti veren kurum ve kuruluşlar toplum
yaşamında önemli bir işlevi yerine getirmektedirler. Bu kuruluşlarda
hizmet kalitesinin iyileştirilmesi, kayıpların azaltılması, etkinliğin
geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu amaçların
gerçekleştirilmesinde toplam kalite yönetimi çok önemli bir rol oynar.
Çünkü gerek kamuda gerekse özel sektör tarafından mal ve hizmetlerde
kalitenin sürekli iyileştirilmesi yoluyla ekonomide verimlilik ve
etkiliğin artırılması tüm toplum kesimini ilgilendirdiği gibi toplumdaki
herkesin sorumluluğunda olan bir konudur
Kamu kurum ve kuruluşları kar amacı gütmeseler de
topluma sundukları hizmetlerin kalitesini yükseltmeleri, doğal olarak
vatandaşların memnuniyetini artıracak, ekonomide genel verimlilik
düzeyinin yükselmesine, toplumun huzur ve mutluluğunun artmasına ve
topyekün kalkınmasına katkıda bulunacaktır. Ayrıca, kamu hizmetlerinin
kaliteli ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi sonucu kamu
harcamalarında tasarruf sağlanarak ülke ekonomisi üzerinde ağır bir yük
oluşturan bütçe açıklarının giderilmesine katkıda bulunacaktır.
Diğer taraftan, toplam kalite yönetimi kamuda
işgücünü kuvvetlendirir ve motive eder. Çalışanların faaliyetlerinin
oluşumundaki katkıları, onların işlerini daha çok benimsemelerine neden
olur. Çalışanların katılımı ve yaratıcılığın ortaya çıkması iş
tatminsizliğini ortadan kaldırarak yapılan işi daha zevkli hale getirir.
Belirtilen açıklamaları maddeler halinde yazmak
gerekirse kamu kesiminde toplam kalite yönetimi anlayışının benimsenmesi
ve bu konuda yapılacak çalışmalar sonucu;
-Kamuda kalite bilinci oluşmaya başlayacak. Kalite
artıkça daha iyiye ve daha doğruya yöneliş olacaktır.
-Kamunun sunduğu hizmetlerde etkinlik ve verimliliğin
artırılması, çalışmaları daha hızlı ve bilinçli yapılmaya başlanacaktır.
-Daha kaliteli hizmet gören vatandaşların devlete
olan bağlılığı artacaktır.
-Kaliteli hizmet veren ve taktir edilen çalışanların
iş doyumu olacaktır.
-Kurumlar arası diyaloğ artacak ve sinerji etkisi
olacaktır.
-kalitesizlikten kaynaklanan israf önlenecek ve
bunların daha verimli alanlara kanalize edilmesi sağlanacaktır.
-Oto kontrolün önemi artacak, kişiler kendilerini ve
yaptıkları işleri sorgulamaya başlayacaklardır. işi, en iyi yapan
bilir prensibi geçerli olacak ve sorunlar ortaya çıkmadan
giderilecektir.
-Çalışanların karar mekanizmalarına katılım ve grup
çalışanları ile kurumların hizmet kalitesi daha da artacaktır.
KAYNAKLAR
-
Prof. Dr. Ömer PEKER, Nihat AYTÜRK Etkili Yönetim Becerileri
Yargı Yayınevi yayın no 35 Temmuz 2000 ANKARA
-
- Nazmi KARYAĞDI Toplam Kalite Yönetimi ve Türk
Vergi İdaresi
-
Ankara Sanayi Odası yayını yayın no 51 Mart 2001
ANKARA
-
-
Hasan AYKIN Toplam Kalite Yönetimi ve Türk Kamu Yönetiminde
Uygulanmasının ön Şartları Maliye ve Sigorta Yorumları Dergisi. Sayı
335,336,337 ANKARA 2001
-
- Malatya Defterdarlığı Toplam Kalite Yönetimi
MALATYA 2003
.
|